Sağlıklı ve ölçülü beslenme ile ilgili olarak yapılan araştırmalar, tükettikleri besinleri kaydeden kişilerin daha dikkatli ve sağlıklı beslendiklerini gösteriyor.
Marie Claire Ocak 2010
Günlüklerin en güçlü tarafı izlenebilirliğidir. Diğer güçlü tarafı ise ölçülü, bilinçli beslenmenin farkındalığını artırmasıdır. Günlükler aynı zamanda geliştirilmesi gereken noktaları da ortaya koyar. Günlük yazmak için basit bir defter ya da bilgisayarınızda yeni bir klasör yeterli olabileceği gibi benim dört yıldır hazırladığım ve her yıl aralık ayında yenilediğim ' iyi yaşam günlüğü' çalışmamı da değerlendirebilirsiniz.
İyi yaşam günlüğü motivasyonu artırabilir mi? 2006, 2007 ve 2009 yılında büyük ilgi gören İyi Yaşam Günlüğü'nü yazmaya başlamadan önce hangi besin grubundan neyi, ne kadar ve ne zaman yemeniz gerektiğini kendiniz için hesaplayabiliyorsunuz. Daha sonra da yazmaya başlıyorsunuz. Her dört haftada yeni bir konu öğreniyorsunuz, her gün bilgilendirici mesajlar sizi yönlendiriyor ve haftanın sonunda kendinizi değerlendiriyorsunuz. Böylece birey kendi motivasyonunu keşfediyor. Bir uzmanın diyet listesine körü körüne sadık olmak bireyi kendi motivasyonu yerine karşısındakinin motivasyonuna bağımlı hale getiriyor. Önemli olan bireyin motivasyonunu ortaya çıkarmak bunun için de adım adım ilerlemek günlük ve haftalık gelişmeyi kaydetmek doğru bir yol olarak karşımıza çıkıyor.
Bu günlüğü satın alan kişinin ne yapması gerekiyor? Nereden başlamalı? İyi yaşam günlüğü öncelikle metabolik hızınızı hesaplamanızı günlük almanız gereken kaloriyi size anlatıyor, ideal kilonuzu hesaplamanıza yardımcı oluyor, daha sonra da bu kaloriyi hangi besinlerden ne ölüde tüketmeniz gerektiğini gösteriyor. Egzersiz seviyeniz ve günlük yaşam aktiviteleriniz ile ne kadar kalori harcadığınızı hesaplayabiliyor veya yediğiniz besinlerin kaç kalori olduğunu da günlüğün sayfalarında bulabiliyorsunuz. Böylece her gün kaç kalori alıp kaç kalori harcadığınızı da kendinizin yönetmesi mümkün oluyor.
Şişmanlık psikolojik bir problem mi? Günlük içindeki en önemli ve benim herkesin okuması gerektiğini düşündüğüm konu diyetin psikolojisi 1 ve diyetin psikolojisi 2 bölümleri. Çünkü ince görünmek ve sağlıklı olmak isteyen herkes diyet yapmaya çalışıyor ama diyet yapanların çoğu bir süre sonra diyet yapmaktan vazgeçiyor. Bunun nedeni genelde aç kalmak veya diyetlerin zorluğu olmuyor.
Diyet yapmaktan vazgeçenler bazen sıkılıyor bazen kilo kaybetme hızından memnun olmuyor, bazen de mahrumiyet duygusu yaşıyor. Bazı bireyler ise program dışına çıktığında, bunu büyük bir felaket gibi değerlendirip "suçluluk" duygusu ile motivasyonunu kaybediyor ve kendini 'güçsüz ve başarısız' hissediyor. Tecrübelerime göre birey kilo vermenin psikolojik etkilerini ve değişime hazır olmadığında bu süreçte neler yaşayabileceğini bilmiyor, morali bozuluyor, derhal ve sinirli bir şekilde mücadeleyi bırakıyor. Bu başarısızlık ve kısır döngü defalarca tekrar ettiğinde ise diyet programını, yaşam şartlarını, kilo vermeye müsait olmadığını düşündüğü bünyesini veya diyet programını kıyasıya suçluyor.
Bunların sonucunda maalesef bazı kişiler kendilerine zor gelenin gerçek nedenini hiçbir zaman kavrayamadan kapı kapı gezip kilo vermeye çalışıyor ama ne yazık ki başarısız oluyor. 2010 yılı beslenme ve iyi yaşam hedeflerinizi gerçekleştirmek için yediklerinizi yazmaya başlamak, egzersiz seviyesi ve duygu durumunuzu takip etmek ufak değişiklikleri yılsonuna kadar aynı tutarlılıkla devam ettirmek gerçek çözüm olabilir, denemeye değer, vazgeçmeyin!
Biriyle ilk tanışıldığında "sen" yerine "siz" diye hitap etmek, genel nezaket kurallarına uymak; yaratıcı ve özgün düşünmeye, geleceği tasarlayabilmeye olanak verir.